"Susarsam ölürüm" diyenler için...


17 Nisan 2010 Cumartesi

gündüz niyetine


Pek uyumuyorum. Uyuduğumu anlamıyorum. Ara sıra bayılıyorum yalnızca. O yüzden bir aydan fazladır rüya görmüyorum. Bu sabah beş sularındaki vardiyamdan sonra bir saatlik bir sızma yaşadım yine ama bu kez bir rüya gördüm. Gündüz niyetine mi derler... Herneyse işte...

Japonya'dayım. Bir Çin müzesi varmış. Hatta dünyadaki tek Çin müzesi de buradaymış. Ama Japonlar Çinlilere garezlerinden ne bir tabelayla yerini belirtmişler, ne de soranlara söylüyorlar. Ancak gezeceksin de bulacaksın.

Ben buluyorum. Benim rüyam ya bu...

Müze devasa taş bir bina. Belli belirsiz ismi kazılı üzerinde. Ama en önemlisi havada asılı duruyor. Uçarak girebiliyorsun içine. Rüya benim ya ben uçuyorum, içine giriyorum. Meğerse müzede bir de çocuklar çalıştırılırmış. Japonlar Çinli çocuklara lalalar gibi eğitmenlik yapıyorlarmış sözde ama ben inanmıyorum. Bu çocuklara kesin eziyet ediyorlar diyorum.

Uçarak girdiğim müzeden uçarak iniyorum. Bu kez kucağımda bir Çinli çocukla. Onu himayeme almışım.

Yere inince ilk iş sevgiliyi arıyorum. "Bir Çinli çocuğumuz oldu" diyorum. Rüyamda da kırmıyor beni, ses çıkarmıyor.

Seviyorum onu. Uyanınca yanımdaki bir büyük bir de küçük adama bakıyorum.

Onların sevgisiyle binlerce Çinli çocuğa anne oluyorum.


0 yorum:

Yorum Gönder